ZİHNİMİN PERDE ARKASI -4

BÖLÜM 4

Hakan Bey’in evinin önünde durdurdu arabasını. Bahçe içerisinde küçük ama müstakil dıştan sıcak bir aile evi izlenimini veren mütevazi bir evdi. Arabanın sesini duymuş ya da Sinem’i camdan görmüş olacak ki hemen kapıya çıktı Yasemin. Sinem hızlı adımlarla girdi eve. ‘ Hala çıkmadı mı odasından?’ diye sordu Sinem. Kıpkırmızı gözlerle iç çekerek bir yandan cevaplamaya çalıştı Yasemin, ‘Hayır, çıkmadı ve hiç ses vermiyor.’ dedi. Yasemin Hanım Sinem’e yolu gösterdi , yatak odasının bulunduğu üst kata çıktılar. Odanın kapısına geldiklerinde Sinem kapıya vurdu ‘Hakan Bey benim Sinem , eşiniz çok endişeli sizi merak ediyoruz benimle konuşmak ister misiniz neler olduğunu anlatmak?’. Sinem’in bu sorusuna cevap gelmedi sadece sessizlik. Sinem ikinci kez kapıya vurdu ve ‘Hakan Bey açın kapıyı siz hazır olana kadar bekleriz isterseniz hazır olunca konuşuruz, konuşabilirsek çözüm bulabiliriz.’ kapı kilidi açıldı. Sinem ve Yasemin içeri girdiler temkinli bir şekilde kapıyı açarak. Hakan elinde telefonu yatağında oturuyordu. Çok değişik bir ruh halindeydi mutlu ama değişik bir mutluluk. Yasemin ve Sinem temkinli adımlarla yaklaştılar yatağın kenarına. Sinem ‘Hakan Bey neler oluyor anlatmak ister misiniz? Bakın, bana bakın Hakan Bey. Yüzüme bakın, burdayız evinizde sizin alanınız. Güvenli alanlarınızın en güvenlisi.’ . Hakan çok hızlı bir şekilde nefes alıp veriyordu, çok heyecanlıydı. Heyecanını bastırmaya çalıştıkça içindeki coşku daha da artıyordu sanki. Sinem ‘ Hakan Bey şimdi bana bakın derin ve güçlü nefesler almaya çalışarak sakinleşelim nefes alışlarımızı düzenleyelim.’ dedi. Hakan Sinem’e bakarak dediğini yapmaya çalışıyor bir yandan da hala ağlamaklı olan eşine bakıp onu çok korkuttuğu için kendine kızıyordu. Eşini daha fazla korkutmamak için derin tek nefesler alamaya başladı artık sakinleşmeliyim diye düşünüyordu ama elinde olan birşey değildi. ‘Ben be..’ diyebildi Hakan biraz titreyerek. Sinem ‘Tamam Hakan Bey kendinizi zorlamayın biraz daha derin nefesler alıp verelim sakinleştiğinizde hazır olduğunuzda anlatırsınız.’. Hakan devam etmek istiyordu ısrarla ‘Ben çok mutluyum.’ . Sinem ve Yasemin şaşkınlıkla baktılar Hakan’ın söylediği bu cümle karşısında. Hakan devam etmeye çalıştı ‘ Ben onu gördüm.’. ‘Kimi gördünüz Hakan Bey?’ dedi Sinem , Yasemin ise merakla bu sorunun cevabını mutluluğunun kaynağını öğrenmek istiyordu. Yasemin şimdi sinirlenmişti , mutluluktan mıydı bütün bu sabah yaşattığı diye geçirdi aklından ve daha da sinirlendi. Elinden gelse Hakan’ ı sarsıp herşeyi anlatmasını sağlayacaktı. Hakan biraz tereddütle ‘Onu gördüm, o zorbayı.’ diyebildi. Sinem anlamıştı kimi gördüğünü ismini söylememeyi tercih ediyordu Hakan Bey ve ona zorba diyordu. ‘Nerde gördünüz Hakan Bey ? Yani nasıl yoksa tekar…’ derken Hakan cümlesini bitirmesine izin vermedi ‘Hayır , hayır mutluyum diyorum mutluyum çünkü onun ölüsünü gördüm’. Hakan Bey’ in söyledikleriyle Yasemin ve Sinem şok olmuşlardı. İki bayan da durumu anlamak için sabırsızlıkla bekliyorlardı ama Sinem acele etmemesi gerektiğini biliyordu Hakan kendi anlatmalıydı durumu. ‘Bu sabah tabletimden gazete haberlerine bakıyordum. Onun cesedini gördüm. Gazetede haber yapmışlar. Öldürülmüş.’. Sinem şaşkınlığını bastırmaya çalışarak devam etmesini bekliyordu, Yasemin ise tek kelime etmeden durumu anlamaya çalışıyor artık ağlamıyordu. Sinem sadece ‘Nasıl yani öldürülmüş mü?’ diyebildi şaşkınlığını gizleyemeden. Hakan ise ‘Evet öldürülmüş. Kimin yaptığını henüz tespit edilememiş ama kim yaptıysa eminim haklı bir sebebi vardır. Yani çok mutluyum. Onun cesedini görmek beni çok mutlu etti öte yandan ise mutlu olmak beni kötü bir insan yapar mı? Ben bir insanın ölmesine mutlu oluyorum bu çok kötü ne olursa olsun bir can diyorum ve kimse böyle ölmeyi haketmiyor diye düşünüyorum ama mutluluğum daha baskın geliyor bu ikilemde kalıyorum. Ben kötü bir insan mıyım?’diye mutluluk ve üzüntünün karıştığı bir yüz ifadesiyle sordu. Sinem ‘Hakan Bey insanız duygularımız elbetteki bizden bağımsız. Nefret, kin, öfke vb duygular bir yaşantının sonucu olduğu gibi mutluluk, heyecan gibi duygularımız da bir yaşantı sonucu bizden bağımsız oluşur. Elbette hiçbir insan bu şekilde öldürülmeyi haketmiyor ve kötü insanların adalet, kanun çerçevesinde cezalandırılması gerekiyor, ama siz bir insansınız ve duygularınıza hükmedemezsiniz. Yani mutlu olmanız doğru birşey demiyorum fakat duygularınızı dizginleyemezsiniz size kötülük yapmış birinin ölümüne sevinmeniz sizi kötü bir insan yapmaz. Bunun için kaygılanmanıza suçluluk duymanıza gerek yok. Çünkü insanız bu kadar basit aslında.’ diye yanıtladı. Hakan kendi içinde bu mutluluğunun kötü ve merhametsizce olduğunu düşünüyor bundan dolayı sinirleniyor ama bir yandan kötü bir insan olduğunu, bu ölümü hakettiğini düşünerek mutlu oluyordu. Bu durum yormuştu Hakan’ ı. Bir insan nasıl olurda bir insanın ölmesinden haz duyardı Hakan bu çelişkiyle boğuşuyordu bu sabah kendi içinde. Düşündü evet Sinem Hanım haklıydı insanım dedi kendi kendine ama kendini yine kötü hissediyordu mutluluğundan dolayı. Hakan tüm bu düşüncelerle kendiyle boğuşurken ‘Evet ben insanım ve o kötü bir insandı bana…’ diyebildi kelimeler boğazına düğümlendi sanki artık ağlıyordu. ‘O ölmüş de olsa bana yaşattıkları geçmeyecek.’ diyebildi Hakan zorlukla. ‘Dört sene oldu. Koskoca dört yıl. Hala dün gibi aklımda. Ben bunu atlatmaya çalışıyorum. Kendim için Yasemin için.’dedi hıçkırıklarla ağlayarak. Yasemin de ağlıyordu. Karı koca dört yıl atlatmaya çalışmışlardı bu durumu kısmen başarılı gidiyorlardı. ‘O gün … O gün eğer taksiyle gitseydim eve böyle birşey belki hiç yaşanmayacaktı. Kendimi bu duruma ben soktum belki de …’ diye devam etti Hakan. ‘Dört yıldır o gecenin, bana yaşattığı o gecenin izlerini silmeye çalışıyorum beynimden. Karıma dokunamıyorum. Tam dört yıldır Yasemin’e dokunamıyorum ve bana o kadar iyi davranıyor ki bu durum altında daha da eziliyorum. Onun ölmesini istedim evet dualar ettim ölsün diye ama mutlu olduğum için kötü biri miyim diye hüsrana uğrayacağımı hayal etmedim?’ dedi hıçkırıklarla bağırarak. Yasemin Hakan söyledikleriyle daha yüksek sesle ağlamaya başlamıştı, karı koca ikisi de dört yılın acısını boşaltıyordu içlerinden belki de. Sinem ise Hakan’ın tüm sinirini atmasını bekliyordu.

Ne düşünüyorsun?

Nazife Anaçoğlu tarafından yazılmıştır.

Amasya’nın Merzifon ilçesinde 1988 ‘de doğdu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme bölümü mezunu. İşletme dalında Ordu Üniversitesi Eğitim Fakültes’inden Pedagojik Formasyon Eğitimi ve belgesi aldı. Bir dönem boyunca Ordu’nun bir köy okulunda ücretli öğretmenlik yaptı. Boş zamanlarında kitap okumayı ve yabancı dizi-film izlemeyi sever. Her türü izlemeyi sever. Kitap konusunda genelde gerilim , polisiye türlerini tercih eder.

Masumiyet Müzesi, Dizi Oluyor

Kafa Yakmaya Müsait 12 Sıra Dışı Film