içinde ,

ZİHNİMİN PERDE ARKASI -3

BÖLÜM 3

Tolga işe gitmek için masadan kalktı ve Sinem’e ‘Ben çıkıyorum hayatım, akşama gecikebilirim yemeğe bekleme. İzmir’den ortaklık için gelecek misafirlerimizle ilgilenmem istendi, onlarla olacağım yemekte.’ dedi, Sinem ‘Tamam, görüşürüz.’ diye seslendi ve Tolga ‘Hoşçakal’ dedi, çıktı. Sinem üstünü giyinmiş ofisine indi. Giyimine önem verirdi. Çok güzel bir kadındı ve güzelliğini sergilemeyi bilirdi. Uzun boylu yüz yetmiş beş cm boylarında, kumral düz saçlı bir kadındı. Vucüdü iki çocuk annesi olmasına rağmen mankenlerle yarışır hatlara sahipti hala. Bugün de her zaman olduğu gibi şık giyinmişti. Modayı takip etmez ama proporsiyonuna uygun olanı, vücudunu göstereni iyi bilirdi. Dizinin bittiği yerde biten kırmızı bir kalem etek ve uzun kollu şifon beyaz biraz da transparan bir gömlek giymişti. Stiletto genelde tercihiydi. Bugün nude (ten rengi) bir stiletto ile bütünleştirmişti kıyafetini. Gömleği göğüs kısmına kadar açık yaka olduğundan altın ucunda bir sonsuzluk ve melek simgesi olan kolyesini takmıştı. Saçlarını her zaman kalın maşa yaparak doğal dalgalı bir görünüm kazandırır, serbest bırakırdı. Sinem hiçbir zaman çok ağır bir makyaja ihtiyaç duymadı. Ne fondötenlere ne kapatıcılara ihtiyacı vardı. Yumuşak, pürüzsüz ve parlak bir cildi vardı. Makyaj malzemesi olarak kullandıkları göz kalemi, eyeliner, maskara ve rujdu sadece. Cildine nemlendirici kremini sürdü -onu bile bazen sürmeyi unutmasına rağmen cildi aramaz- göz kalemi, eyeliner ve maskarayı çekti, kırmızı bir ruj sürdü. Allık sürmeyi düşündü ama kırmızı ruj çok parlak bir kırmızıydı allık da sürsem hep kıpkırmızı olacak yüzüm diye düşünerek vazgeçti. Parfüm olarak her zaman baskın meyveli ve oryantal kokular tercih ederdi. Bugünki tercihi ise meyveli bir koku oldu. Artık hazırdı, ofisine geçmek için indi merdivenleri stilettolarıyla, öyle güzel kullanırdı ki stiletto çok gürültü yapmadan ince bir topuk sesi gelirdi sadece . Ofisine geçti, koltuğuna oturdu ilk randevusuna baktı. Hakan bey vardı ilk randevusunda. Saat dokuz olmak üzereydi, nerdeyse gelirdi. Çünkü Hakan bey çok dakik bir kişilikti. Bugüne kadarki hiçbir randevusuna gecikmemiş asla aksatmamıştı. Hakan beyi beklerken kendine papatya çayı yapmak istedi. Seansları sırasında çok içerdi papatya çayını iki bardağı geçirmeden. Bazı seanslarda kendi de bıkardı aslında hastalarından. Bu çayın sakinleştirdiğini hissederdi. Mutfağa geçti suyun kaynaması için çaycısını bekledi. Süzgecini aldı, içine bir tutam patpatça çayı koydu ve kupasının içine süzgecini bıraktı. Su kaynamıştı, suyu kupasına boşalttı ve kolundaki saatine baktı. Saat dokuzu beş geçiyordu, çayından bir yudum aldı ve tekrar ofisine geçti. Çayını masasına koydu, koltuğuna oturdu belki Hakan bey trafiğe takılmıştır diye düşünüyordu. Bir yandan Hakan Bey asla trafiğe takılmaz kendini, zamanını hatta gideceği yolu bile hesaplayarak planlardı bu geç kalma pek ona göre değil diye düşünüyordu. Saat dokuzu on geçiyordu, beş dakika daha bekleyip gelmezse aramaya karar verdi. Saat dokuzu on beş geçiyordu ve artık aramalıyım diye düşünerek bilgisayarındaki hasta listesinden Hakan Beyin cep telefon numarasını buldu, masasının üstünde bulunan telsiz ofis telefonunu eline aldı ve numaraları tuşladı. Telefon çaldı, çalar çalmaz açıldı. Karşıda telaşlı bir sesle konuşan Hakan Beyin eşi Yasemin Hanımdı. ‘Alo.. Mer..’ merhaba diyecekti ki Sinem kelimesi yarıda kesildi, ‘Günaydın Sinem hanım ben de tam kendi telefonumdan sizin numaranızı çeviriyordum ki çok şükür siz aradınız. Hakan, Hakan bu sabah hiç iyi değil. Kendini odaya kapattı çıkmıyor. Tek kelime etmiyor, yataktan çıkmıyor. Ben ne yapacağım? Ne yapmalıyım?’ dedi ve sesinin titremesi yerini hıçkırıklara bıraktı. ‘Tamam sakin olun Yasemin Hanım. Peki akşam veya sabah birşeyler mi oldu tartışma, tartıştınız mı ya da rutinini bozan bişey birşey oldu mu?’ dedi Sinem, aceleyle ve ağlayarak Yasemin Hanım ‘Hayır, hayır hiçbir şey olmadı gayet iyiydi akşam ilaçlarını hiç aksatmadan alıyor zaten, ben unutsam o asla unutmaz biliyorsunuz rutin düzenine çok bağlıdır.’ dedi ve ‘Ben sabah erken uyandım Hakan uyuyordu ben kalkarken, ona güzel bir kahvaltı hazırlamak istedim sizinle sabah randevusu olduğunu bildiğim için, tekrar yatak odasına geldiğimde Hakan uyanmıştı bana çık dışarı diye bağırdı bir anda yataktan kalkmadan, korktum çıktım sonra kapıyı kilitledi ayak seslerini ve yatağa sanki birden bırakmış gibi yatağın zeminde çıkarttığı sesi duydum. Aç kapıyı diye ne kadar yalvardım anlatamam ama açmadı.’ ekledi Yasemin Hanım. ‘Tamam Yasemin Hanım lütfen siz sakin olun sizin sakin olmanıza ihtiyacım var. Diğer hastama kadar iki saat bir boşluğum var ben oraya geliyorum hemen on beş dakikaya ordayım. Üstüne gitmeyin sadece sakin olun kapısının önünde oturun orda olduğunuzu bilsin ben şimdi çıkıyorum görüşüz’ dedi Sinem, ‘Görüşürüz tamam sizi bekliyorum.’ dedi Yasemin Hanım burnunu çekerek. Telefonu kapattılar. Sinem hemen çalışma masasından arabasının anahatarını aldı ofisten çıktı, holde portmantodan kırmızı ceketini ve evin anahtarlarını aldı, evden çıktı. Kapıyı kilitledi. Arabası bahçe kapısının önündeydi, dün garaja çekmeyi unutmuşum diye düşünerek arabaya yürüdü. Neyse ki Hakan Bey ile aynı semtte Cumhuriyet mahallesinde oturuyorlardı. Arabasına bindi. Müzikçalarını açtı. Portishead’in Roads parçası çalmaya başladı. Sahil yolundan gitmeyi tercih etti. Sabah bu yolda pek trafik olmuyordu. ‘Ne olmuştu Hakan Bey’e ?’ aklında sorularla sürüyordu arabasını.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor …

Yükleniyor …

0

Ne düşünüyorsun?

Nazife Anaçoğlu tarafından yazılmıştır.

Amasya’nın Merzifon ilçesinde 1988 ‘de doğdu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme bölümü mezunu. İşletme dalında Ordu Üniversitesi Eğitim Fakültes’inden Pedagojik Formasyon Eğitimi ve belgesi aldı. Bir dönem boyunca Ordu’nun bir köy okulunda ücretli öğretmenlik yaptı. Boş zamanlarında kitap okumayı ve yabancı dizi-film izlemeyi sever. Her türü izlemeyi sever. Kitap konusunda genelde gerilim , polisiye türlerini tercih eder.

David Lynch: ‘Karantina Sonrası İnsanlar Daha İyi Kalpli Olacaklar’

James Gunn: ‘The Suicide Squad II ve Guardians of the Galaxy Vol. 3 Ertelenmeyecek’