içinde

Yeni Dünya Düzeni

Covid 19 salgını ile birlikte dünyanın her yerinde  hayata dair düzenlemeler ve değişiklikler yapıldı. Toplumsal, sosyal, ekonomik alanlarda, insan ilişkilerinde, iş hayatında vb birçok alanda değişime uğradık, daha doğrusu değişmek zorunda kaldık. Bu değişimlerden biraz bahsedelim..

Covid 19 süreciyle tüm insanlık evlerine kapandı. Evlerde kalmayanlar da oldu, ısrarla hiç işi gücü olmadan dışarı çıkanlar, ‘yok corona filan hepsi düzmece..’ diyenler… Yani her kafadan bir ses çıktı. Evlere kapanmamız ile birlikte Dünya’nın ekolojik dengesi kendini bulmaya başladı. Hava kirliliği, çevre kirliliği azaldı. Sular temizlendi, berraklaştı. İnsanların, yaşam alanlarını katlettiği tüm canlılar doğalarına kavuşmanın heyecanını yaşadılar. Sularda göremediğimiz balıkları gördük. Hiç bilmediğimiz kuş türlerinin kanat çırpışlarına şahit olduk. Havanın, suyun, toprağa ayak basmanın önemini kavradık. Tabiatın insanlığa feryadını duyduk.

Sosyal hayattan uzaklaştık. El öpmemeyi saygısızlık olarak addedenler, asıl saygının el öpmek olmadığını anladılar. Evimize almıyoruz diye kızanları, küsenleri, hala salgının önemini kavrayamamış zihniyetleri gördük. Covid 19′ a rağmen ‘aman abartılıyor her gün insan içindeyim bak hiçbir şey olmadı’ deyip övünenleri, kutlamalar, doğum günleri gibi etkinliklerden geri kalmayanları gördük. Sosyalleşme anlayışımız değişti, ben buna inanıyorum ve iyi de oldu. Asıl sosyalleşmenin, kültürleşerek sosyalleşme olduğu bilinci oluşmaya başladı toplumumuzda. Evlerimizde kitaplar okuduk, müzikler dinledik, izleyecek film dizi arşivi bırakmadık -bu kötü oldu tabi :)-,bunlarla ilgili yorumlar yaptık, eleştirilerde bulunduk. Bu sayede, aile içindeki kültürleşerek sosyalleşme olgusunun toplumumuzda daha çok geliştiğini düşünüyorum. Çocuklarımızla oyunlar oynadık, zamanın değerini anladık. Çocukla etkin iletişimin önemini kavramayanlar kavradı. Bayramlarda bir araya gelmenin, kabir ziyaretlerinin değerini anladık. Covid 19’un birçok insanda hayata dair bakış açısını değiştirdiğini düşünüyorum.

Gelelim iş hayatına…Tabi ki Dünya’nın birçok yerinde daha önceki yıllarda hayata geçirilmiş olan uzaktan çalışmaya bizde dahil olduk. Uzaktan çalışan biri olarak, bence başarılı da olduk. Bu konuda da daha önceki yıllarda Dünya’da pek çok araştırmalar yapılmış. bunlardan bir kaçından bahsetmek istiyorum.

Birçok araştırmaya göre uzaktan çalışmanın ofisde çalışmaya göre avantajarının daha çok olduğu saptanmış ve Türkiye’ de ki bazı büyük şirket gruplarının salgından sonra devam edebileceklerini açıklamasıyla uzaktan çalışma da dinamik iş ağına dahil olmuş oldu.

Bir Çin seyahat web sitesinin Ctrip’teki çalışanlarla ilgili 2014 yılında yaptığı araştırmaya göre ofis çalışanı ile uzaktan çalışanın verimliliğini karşılaştırmış, uzaktan çalışanın ofis çalışanından %13,5 daha fazla satış görüşmesi yaparak verimli olduğu tespit edilmiş.

Yine 2016 yılında Ameraki’daki uzaktan çalışanlarla yapılan bir ankete göre, çalışanların yaklaşık %92 ‘sinin ofisden olduğundan daha fazla üretken olduğunu belirtiyor.

Canada Life Group tarafından yapılmış bir araştırma sonucunda evden çalışanlarının üretkenliklerinin 10 üzerinden 7,7 puan alırken, ofis çalışanlarının 6,5 aldığı görülmüş. Uzaktan çalışmanın, işe gidip gelmek zorunda kalmayarak çalışanın bu süreyi kendine ayırabildiği ve bunun da enerjisini etkilediği tespit edilmiş.

Mercer Türkiye Genel Müdürü Dinçer Güleyin, Türkiye’ de farklı sektörlerde faaliyette bulunan 103’ü küresel ve 64’ü yerel olmak üzere 167 firma ile görüştüklerini, bu şirketlerin %45 inin salgın öncesi dönemde uzaktan çalışmayı alternatif bir yöntem olarak kullandığını belirtiyor. Güleyin, ‘Fakat corona sonrası dönemde şirketlerin %95 i merkez ofisler başta olmak üzere uzaktan çalışma modeline geçti.’ diyor.Ayrıca Güleyin, %60 ının ise salgın sonrasında da uzaktan ve esnek çalışma modelini kalıcı hale getirmeyi planladıklarını belirtiyor.

Kariyer.net Genel Müdürü Fatih Uysal, yaptığı bir röportajda ‘Günümüz kurumların hayatta kalabilmeleri için zorunluluk olan dijital dönüşümün önemi, Covid 19 salgınıyla birlikte çok ciddi bir şekilde hissedildi. Son dönemde bu konu özelinde yaptığımız araştırmamıza katılan çalışanların neredeyse yarısının evden çalışma modelinin Covid 19 sonrasında kalıcı hale gelmesini istemesi, bu sistemin önümüzdeki dönemde de hayatımızda yer alabileceğini gösteriyor.’dedi.

Evet belki çok uzattım bu yazımı ama değişen ve gelişen dünyada, nelerin değişip nelerin değişmediğini, bizim bu süreçteki rolümüzü nelerin bizi etkilediğini gerek araştırmalarla gerekse şahit olduğum olgular olaylar çerçevesinde anlatmak istedim.

Hepimiz bu değişen düzene ayak uydurabilecek miyiz sorusu geliyor akıllara? Tabiki herkesin ayak uydurması beklenemez ancak yeniliğe değişime bir nebze olsun kendimizi açmamız gerektiği kanısındayım. Yeni Dünya’da kendi potansiyelinizin farkında olarak bir yol belirlediğinizde bu değişimin çok da sizi yormayacağını göreceksiniz.

 

Sağlıkla kalın…

                                                             

Ne düşünüyorsun?

Nazife Anaçoğlu tarafından yazılmıştır.

Amasya’nın Merzifon ilçesinde 1988 ‘de doğdu. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme bölümü mezunu. İşletme dalında Ordu Üniversitesi Eğitim Fakültes’inden Pedagojik Formasyon Eğitimi ve belgesi aldı. Bir dönem boyunca Ordu’nun bir köy okulunda ücretli öğretmenlik yaptı. Boş zamanlarında kitap okumayı ve yabancı dizi-film izlemeyi sever. Her türü izlemeyi sever. Kitap konusunda genelde gerilim , polisiye türlerini tercih eder.

Candyman’den ilginç bir animasyon teaser.

Isaac Asimov’un ‘Foundation’ı, Dizi Olarak Ekranlara Gelmeye Hazırlanıyor