içinde

Kafa Yakmaya Müsait 12 Sıra Dışı Film

Herkese merhaba. Film ve dizi izlemek hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Biz de Terspektif ailesi olarak bu vazgeçilmez aktivitenin güzelleşmesi ve enteresan hale gelmesi için çalışıyoruz mümkün olduğunca. Sizler için hazırladığımız listede, farklı kategorilerde 12 film var ve bu filmler kronolojik sıraya göre sıralanmıştır. Kafa yakmaya ve farklı bakış açılarına sahip bu filmlere birlikte göz atalım mı? Ne dersiniz? E hadi buyurun ziyafete o zaman, afiyet olsun 😉

#1 2001: A Space Odyssey (1968)

Listemizin birinci sırasında 1968 yılında yapılmış bir Stanley Kubrick efsanesi olan 2001: Bir Uzay Destanı filmi var. Türkçe gösterim adıyla 2001: Uzay Macerası, 1968 yılında Stanley Kubrick tarafından yönetilen bilimkurgu filmi olup, senaryosu, bilimkurgu yazarı Arthur C. Clarke'ın kısa bir öyküsünden esinlenilerek, Kubrick ve Clarke tarafından kaleme alınmıştır. Film, insanın evrimi, teknoloji, yapay zeka gibi tematik unsurları işler. Bilimsel gerçekliği, öncü görsel efektleri, provokatif belirsizliği, geleneksel anlatım teknikleri yerine sessizlik ve asgari düzeydeki karşılıklı konuşmaları ile ün yapmıştır.
2001: Uzay Macerası'nda bir grup primat, ıssız bir yerde yemek için kavga etmektedirler. Kavgaları, aniden yanıbaşlarında beliren esrarengiz siyah bir taş sebebiyle bölünür. Aniden beliren bu taş, primatların ilk defa alet kullanmasını sağlayacak bir güce sahiptir. Ve böylece evrimin en önemli adımlarından biri olan akıl kullanımı başlamış, insanların şafağı gelmiştir.
Varoluş ve başlangıç hakkında uç fikirlere sahip olan 2001: Bir Uzay Destanı, eleştirmenler ve izleyiciler tarafından gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biri kabul edilmektedir. 1969 yılındaki 41. Akademi ödüllerinde, dört dalda Oscar'a aday oldu ve görsel efekt Oscar'ını kazandı. 1991 senesinde Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi veya estetik açıdan önemli" addedilerek, ABD Ulusal Film Arşivi'ne alındı. Tam bir başyapıt olan bu film, bugünlerde bizi farklı alemlere götürecek başarılı bir yapım.

#2 Stalker (1979)

Listemizin ikinci sırasında Stalker var. Türkçe ismi 'İz Sürücü' olan film, 1979 yılında yapılmış ve yönetmenliğini Andrey Tarkovsky üstlenmiştir. Film, bir yazar, bir bilim adamı ve bir iz sürücü’nün, Bölge isimli bir yere yolculuğunu ve burada yaşadıklarını anlatır. Bölge`ye girmek yasaktır, çünkü orada bir oda vardır ve burası, insanın içine girdiği zaman, en içteki dileğini gerçekleştirdiğine inanılan bir odadır.
İlginç bir senaryoya sahip olan filmin çekimleri bittikten sonra bir aksilik yaşanmış. Tarkovsky ve ekibi, "Eğer en derindeki dileğinizi gerçekleştirme fırsatınız olsaydı, bunu gerçekten ister miydiniz ?" sorusuna odaklı olan bu filmi, Şu an Estonya’nın başkenti olan Talinn şehrinde çekmiş ve ekip Moskovaya geri dönmüş. Döndüklerinde, filmin bir laboratuvar kazası sonucu harap olduğunu görmüşler. Bu durum için, filmin Sovyet sansürüne takıldığına ve bilerek yok edildiğine dair söylentilerde olmuş.
Filmi tekrar çekmekten başka yol kalmamış. İkinci çekimler başladığında iklim daha kötüymüş. Benzer sahneleri tekrar çekmek sinir bozucu olmuş ve bu yüzden filmdeki karakterlerin korkmuş ve kederli halleri, aslında tam anlamıyla bir rol olmayıp, filme gerçeklik katmış.
1957`de yaşanan fakat gizlenen, Mayak nükleer kazasının oluşturduğu binlerce kilometrelik çöle benzeyen Bölge`nin de, Tarkovsky`i etkilediği söylenir. Ayrıca Film çekildikten 7 yıl sonra yaşanan Çernobil kazası`nın ardından, terk edilmiş nükleer bölgede çalışanlar kendilerine "İz Sürücü" demiş, bu alanı da "Bölge" olarak adlandırmıştır.

#3 Pi (1998)

Listemizin üçüncü sırasında Bir Darren Aronofsky filmi olan Pi yer alıyor. 1998 yılı ABD yapımı olan bu film, aynı yıl Sundance Film Festivalinde, Aronofsky’e en iyi yönetmen ödülünü kazandırmıştır.
Filmin kahramanı Max Cohen, sayı kuramcısıdır ve doğadaki her şeyin sayılarla anlaşılabileceğine inanır. Büyük sayılarla karmaşık hesaplamaları akıldan yapabilmektedir. Bu yeteneği, komşusu olan küçük Jenna'yı çok etkiler. Ancak filmin anlatıcısı olarak Cohen'in söyledikleri güvenilmezdir. Anlattıklarında Kabala metinlerine atıflar vardır.
Aronofsky, izleyicileri gerilime sürüklemek için elinden geleni yapmıştır. Siyah-beyaz renk tercihi, ışık-gölge oyunları, ani ve yakın plan çekimler, gece çekimleri, Max’in içinde bulunduğu durum, paranoyası ve Clint Mansell’in müzikleri, filmin tekinsiz atmosferine hizmet eder. Filmde bazen hangi sahnenin hayal, hangi sahnenin gerçek olduğunu ayırt edemeyiz. Bu da yönetmenin istediği etkiyi yakaladığının ispatıdır.
Gerçekten kafa karıştırıcı ve etkileyici bir senaryosu olan Film, 60,000 Dolar gibi küçük bir bütçeyle yapılmasına karşın ABD'de 3 Milyon Dolardan fazla hasılat elde etmiştir.

#4 Memento (2000)

Türkçe ismi Akıl Defteri olan Memento, Jonathan Nolan tarafından yazılmış kısa bir hikâye olan "Memento Mori"den uyarlanan ve 2000 yılında Efsane yönetmen Christopher Nolan tarafından yazılıp yönetilen bir psikolojik gerilim filmidir. IMDb'de tüm zamanların en iyi filmleri arasında, 1.073.700 oy ve 8.4 puan ile 56. sıradadır. Ayrıca, BBC tarafından yayınlanan ve dünya çapında 117 film eleştirmenin görüşleriyle oluşturulan "21. Yüzyılın En İyi Filmleri" listesinde 25. Sırada yer almıştır.

Başrollerini Guy Pearce ve Carrie-Anne Moss’un paylaştığı filmde, Guy Pearce’in hayat verdiği Leonard’ın karısı, tecavüz edilip öldürülmüştür. Bu kayıp sonrası Leonard’ın hayatı ve amacı tamamen değişmiştir. Amacı, karısının intikamını almak ve onun anısı için elinden geleni yapmaktır. Bununla beraber, yaşadığı bu korkunç olaydan sonra Leonard, tarifi imkânsız bir hastalığa sahip olur. Bu da hayatını zorlaştıran bir etken olarak onu etkilemektedir. Leonard karısının ölümünden önceki her detayı gayet normal ve sağlıklı bir şekilde hatırlarken, o günden sonraki anılarını hatırlayamamaktadır. Çoğu anısı 15 dakikada bir silinmekte ve Leonard, bir gün önce ne yaptığını, nerede olduğunu, neler yaşadığını hatırlamamaktadır. Bunun çözümünü dövmelerde ve fotoğraflarda bulan Leonard’ın hikâyesi, düz, lineer bir zaman kavramıyla ilerlemediği için; renklerin ve zamanların karmaşasıyla, izleyiciye bilmece dolu gizemli bir deneyim yaşatmaktadır.
Memento, sinema tarihinde çekimleri kısa süren filmler arasındadır ve filmin çekimleri, sadece 25 günde tamamlanmıştır. Ayrıca Christopher Nolan, filmdeki siyah beyaz sahneleri dialogsuz olarak kaleme almış ve bu sahneler, çekim esnasında oyuncular tarafından doğaçlama olarak oynanmıştır.

#5 21 Grams (2003)

21 Gram, 2003 yılında vizyona girmiş, Alehandro González Inarritu'nün yönetmenliğini yaptığı ve Oscar'a aday gösterilmiş bir dram filmidir. Başrollerinde Sean Penn, Naomi Watts ve Benicio Del Toro yer almaktadır.
Geçmiş, gelecek ve şimdiki zaman aralığında geçen film, üç farklı insanın başına gelenleri konu almaktadır:
Sean Penn’in oynadığı Paul Rivers karakteri, sigara bağımlısı olan bir matematik profesörüdür ve ölümle yaşam arasında kalmış, kalp nakli için beklemektedir.
Naomi Watts’ın oynadığı Cristina Peck karakteri, kocası ve iki çocuğu olan, uyuşturucuyu bırakmış, hayatına yol vermeye çalışan bir annedir. Çocukları ve kocası da kendisini çok sevmektedir.
Benicio Del Toro’nun hayat verdiği Jack Jordan karakteri ise zamanında başı beladan kurtulmayan, uyuşturucu ve alkol kullanmış bir adamdır. Onun da iki çocuğu ve kendisini çok seven bir karısı vardır. Zaman zaman garip davranışlar sergilese de, artık her şeyi düzeltmeye karar vermiş ve dindar bir insan olmuştur.
Jack, kendi doğum gününde işten atılır ve araba kullanırken bir anda karşısına çıkan bir baba ve iki çocuğuna çarparak hayatlarını kaybetmelerine neden olur. İlk önce kaçar ancak vicdan azabına dayanamayıp teslim olur. Ölenler Cristina’nın kocası ve çocuklarıdır. Kocasının kalbi Paul Rivırs’a takılır ve birbirinden habersiz bu üç ayrı karakter, bu şekilde bir araya geleceklerdir.
20 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen film, uyuşturucu, alkol, aşırı cinsellik, argo konuşmalar ve birazcık şiddetten dolayı, 18 yaş üzerine hitap etmektedir.

#6 The Fountain (2006)

Listemizdeki bir başka Darren Aronofsky filmi olan Kaynak, 2006 yılında yapılmış ve başrollerini Hugh Jackman ile Rachel Weisz’in paylaştığı, tarih, din, bilim kurgu ve fantastik öğelerin harmanlandığı bir dram filmidir.
Kaynak, üç farklı zamanda biriminde, bir adamın sevdiği kadını kurtarmak için başından geçen bin yıllık serüveni konu almaktadır. 15. yüzyılda İspanya'da yaşayan Tomas Creo, ölümsüzlük verdiği sanılan efsanevi bir çeşmenin arayışına çıkar. Günümüzde, Tommy Creo isimli bir bilim adamı, kanser olan eşi İzzy'yi kurtarabilmek için, umutsuzca bir tedavi yöntemi arayışındadır. 25. yüzyılda, astronot olan Tom Creo ise uzaydaki gezintisi sırasında, kendisini çok uzun sürelerdir rahatsız eden olayların arkasındaki gerçekleri keşfeder. Filmde bu üç adamın hikayesi, tek ve ortak bir gerçeğe uzanmaktadır.
Darren Aranofsky bu filmin müzikleri için, Pi filminde olduğu gibi yine Clint Mansell ile çalışmıştır. Ayrıca Aronofsky bu filmin senaryosunu, eski eşi ve aynı zamanda filmin başrolü olan Rachel Weisz’e atfetmiştir.

#7 Eastern Promises (2007)

2007 yılında gösterime girmiş ve Türkçe ismi Şark Vaatleri olan Eastern Promises, başrollerini Naomi Watts ve Viggo Mortensen’in paylaştığı bir David Cronenberg filmidir.
Londra’da geçen hikayede Naomi Watts’ın canlandırdığı Anna karakteri, doğum sırasında kollarında ölen, 14 yaşındaki Tatiana isimli kızla ilgili gerçekleri araştıran idealist bir ebedir. Elindeki tek ipucu, kızın günlüğüdür ve bu günlük, onu Rus mafyasının tam kalbine götürür. Anna burada mafyanın yeni üyesi olan Viggo Mortensen’in canlardırdığı Nikolai ile tanışır.
Nikolay’ın görevi, öldürülenleri tanınmaz hale getirmek ve katillerin izlenmesini önlemektir. Anna’nın haberi olmadan görevini yapmaya devam eder. Bu arada Anna, elindeki günlüğün birçok hayat kurtarabileceğinden habersizdir.
Şark Vaatleri, David Cronenberg'in 2005 yapımı Şiddetin Tarihçesi ile başlattığı sinema hareketinin ikinci filmidir. Şark Vaatleri ile Londra'nın bin bir türlü etnik gruplarından oluşan suç dünyasında, masum görünümlü restoranlardan para aklayan vahşi, katı ve törelere bağlı Rus Mafyası'nın ortasına ilerleyen film, etkileyici sahneleri ve göz dolduran oyuncu performanslarıyla, izlenmesi gereken bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca görseldeki sahne, filmin ilk sahnesi olup, hiç tahmin etmeyeceğiniz bir şekilde ilerliyor 😉

#8 1408 (2007)

Listemizin sekizinci sırasında, Stephen King’ın aynı isimli kısa hikayesinden uyarlanmış ve senaryosu da yine Stephen King tarafından yazılmış olan 1408 yer alıyor. Başrollerini John Cusack ve Samuel Jackson’un paylaştığı filmin yönetmeni ise Mikael Hafstörm.
John Cusack’ın canlandırdığı Mike Enslin, doğaüstü olayların yaşandığı iddia edilen yerleri araştıran ve bunlarla ilgili kitaplar yazan bir yazardır. Son kitabı "en korkutucu on otel" yayımlandıktan sonra aldığı bir kartta, New York'taki Dolphin otelinin 1408 numaralı odasına hiç gitmemesi konusunda bir uyarı görür. Oda numarası olan 1408’in rakamlarının toplamı 13’tür. Çocuğunu kanser nedeni ile kaybettikten sonra eşinden de ayrılmış olan Enslin, aslında Tanrıya ve doğaüstü olaylara inancını yitirmiş ve bunların boş olduğunu göstermek isteyen bir yapıya sahiptir.
Nihayetinde oteli oda için arar, lakin odanın dolu olduğu yanıtını alır. Ardından otele gider ve otel müdürü ile görüşür. Bir kısmı doğal yolla, bir kısmı da intihar benzeri olaylarla olmuş 56 ölümün bu odada gerçekleştiğini öğrenir. Müdürün ikna çabaları yetmez ve Mike odaya yerleşir. İlk başta her şey normal gözükmesine karşın bir müddet sonra olaylar başlar. Başta bunların bir kandırmaca olduğunu düşünse de sonra kaçmaya çalışır. Ama çıkış yoktur.
Film Los Angeles, New York, Londra ve İngiltere'nin çeşitli yerlerinde çekilmiş ve 25 milyon dolarlık bir bütçe harcamasıyla tamamlanmıştır. Amerikan sinemalarında gösterime girdiği 22 Haziran 2007 tarihinden, 2 Eylül 2007'ye kadarki süre zarfında, yaklaşık 71,5 Milyon Dolar kazanç sağlamıştır. Ayrıca bu film, Stephen King’e, Yeşil Yol filminden sonra ikinci en büyük ticari başarısını kazandırmıştır.

#9 Los Cronocrimenes (2007)

Türkçe’ye Suç Zamanı olarak çevrilen ancak tam kelime karşılığı Zaman Suçları olan, 2007 İspanyol yapımı bu filmin senaristliğini ve yönetmenliğini, Nacho Vigalondo üstleniyor. Ayrıca filmdeki bilim adamı rolünde de boy gösteren Vigalondo’ya, başrollerde Karra Elejalde ve Candela Fernandez eşlik ediyor.
Karra Elejalde’nin canlandırdığı Hektor, karısıyla yeni bir eve taşınmakta olan, kendi halinde bir adamdır. Aynı zamanda meraklı bir adam olan Héctor, birgün dürbünüyle etrafı incelerken ormanda çıplak yatan bir genç kız görür. Oraya gittiğinde, suratında pembe bandaj olan bir adam ona arkadan saldırır. Ardından bir kovalamaca başlar. Bu kovalamaca sonrası ulaştığı yerler onu, sonsuz bir maceraya sürükleyecek ve işler gittikçe sarpa saracaktır.
2,6 milyon dolarlık bir bütçeyle çekilen film, zaman kırılmalarını ve bunların sonuçlarıyla ilgili olan Donnie Darko ve Pre-destination gibi dev filmlerin yanında, gayet mütevazi ve kendi halinde bir film olmaklar birlikte, filmin nereye gideceğini anlasanız dahi, sizleri peşinden sürüklemeyi başarabilen bir yapım olarak karşımıza çıkmaktadır.

#10 Holy Motors (2012)

Listemizin onuncu sırasındaki Kutsal Motorlar, Fransız sinemasının etkileyici ve nitelikli yönetmenlerinden biri olan, Leos Carax tarafından yazılıp yönetilen sürreal bir film olarak karşımıza çıkıyor. Başrollerini Denis Lavant ve Eva Mendes’in paylaştığı film, ilk olarak 23 Mayıs 2012’de, Cannes Film Festivalinde gösterildi.
Denis Lavant’ın canlandırdığı varlıklı bir iş adamı olan Bay Oscar, her gün limuzini ile çıktığı yolculukta, karakter ve dış görünüş bilgileri kendisine verilen, birbirinden farklı insanların kılığına girerek görevini gerçekleştirir. Film boyunca dokuz farklı karakterin hikayesi anlatılmaktadır.
‘Bir başkasının ölümünü seyretmek kadar hayat dolu bir şey yok’, cümlesiyle, Bay Oscar ile birlikte izleyiciyi de sürükleyen bir film olan Kutsal Motorlar, birçok uluslararası ödüle layık görülmüş, 100'lerce sembol, alt metin ve göndermenin yarattığı kafa karışıklığı sebebiyle, tek seferde anlaşılması zor olan bir film olarak karşımıza çıkıyor.
Lavant ve Mendes’in yanı sıra, filmin senaristi ve yönetmeni olan Carax ile Edith Scob ve Kylie Minogue gibi isimlerde filmde rol almaktadır. Paris gecelerinde sürreal yaşamı anlatan bu film, sizi bulunduğunuz yerden alıp götürecek kıvamda bir yapım.

#11 Coherence (2013)

Listemizin sondan bir önceki sırasında yer alan Coherence, James Ward Byrkit tarafından senaryosu yazılan ve yönetilen, 2013 çıkışlı ABD yapımı bilimkurgu ve gerilim filmidir. ‘Coherence’ kelimesi; "bütünleşme" anlamına gelir ve paralel evrenlerin birbiri üzerine çökerek birleşmesi kavramına atıfta bulunur.
Türkiye’de vizyona girmemiş olan filmin başrolünde Emily Baldoni'nin bulunduğu film, düşük bir bütçeyle, set ekibi kullanılmadan, doğaçlama şeklinde çekilmiştir.
Emily ve sevgilisi Kevin, arkadaşları Mike'in evine akşam yemeğine gider. Yemek masasında toplam sekiz kişi vardır. Kevin'in eski sevgilisi Laurie de aynı masadadır ve ortamı gerecek davranışlar sergiler. Aynı esnada bir kuyruklu yıldız, dünyanın çok yakınından geçmektedir ve olağanüstü olaylar gerçekleşmeye başlar. Tüm mahallede elektrik, telefon ve internet kesilince, zifiri karanlıkta, uzakta ışıkları yanan bir eve gitmeye karar verirler.
Film arka planda, kuantum fiziğinin çokluevren kavramını işler ve filmde sık sık Schrödinger'in kedisi referansları verilir. Aynı zamanda kadın erkek ilişkilerini konu alan bir drama olan bu film, sadeliği ve sade hikayesinin arkasındaki işlediği kavramla, ilgi çekici bir yapım.

#12 Gräns (2018)

Listemizin son sırasında bizleri karşılayan film Grans. İngilizce ismi Border ve Türkçe’ye Sınır olarak çevrilmiş olan bu sıradışı bakış açısına sahip filmin senaristliğini ve yönetmenliğini, Ali Abbasi üstleniyor. İsveç yapımı dramatik bir film olan Sınır’ın ilk gösterimi, 2018 Cannes Film Festivali'nde gerçekleştirildi ve festivalde "Belirli Bir Bakış" ödülünü kazandı.
Eva Melander’in canlandırdığı Tina, gümrük memuru olarak çalışan genç bir kadındır. Hem iş arkadaşları hem de çevresindekiler onun tuhaf biri olduğunu düşünür. Tina'nın bir gün, gizemli bir adam olan, Eero Milonoff’un canlandırdığı Vore ile karşılaşması, işlerin karmaşık bir hale gelmesine neden olur. Adamın bir şeyler sakladığından şüphelenen Tina, bu durumun üzerine gitmeye karar verir. İçgüdülerine güvense de, adam ile ilgili herhangi bir şey ispatlayamaz ve zamanla bu durumu takıntı haline getirir. Bu olay Tina’nın hayatını sorgulayıp, gerçeklerle yüzleşmesine neden olur.
İskandinav sinemasının başarılı bir yansıması olan bu filmde, iskandinav mitolojisine de bolca göndermeler yapılmıştır. Zeki bir kurguya, başarılı makyaj tasarımlarına ve akılda kalıcı sahnelere sahip olan film, İsveç edebiyatı’nın son dönem önemli yazarlarından “John Ajvide Lindqvist “in aynı adlı eserinden uyarlanmıştır.

Ne düşünüyorsun?

Kerim Of tarafından yazılmıştır.

Başlangıç; 1984, bitiş; henüz hesaplanmadı. Önemli olan keyif almak ve anı biriktirmek. Kısacası basitçe ve huzurla yaşamak...

ZİHNİMİN PERDE ARKASI -4

HBO Max’tan Looney Tunes Sürprizi