içinde

Aşkın olasılığı

Amerikalı astronom ve astrofizikçi Dr. Frank Drake, iletişim kurabileceğimiz akıllı yaşam barındırma olasılığı bulunan gezegen sayısını tahmin etmek üzere bir denklem oluşturmuş ve son derece haklı olarak bu denkleme kendi adını vermişti: Drake Denklemi

Olanca sözelciliğimle, gözü yaşlı bir özet geçmem gerekirse, denklemde, yıllık ortalama yıldız formasyonu hızı, bu yıldızların gezegenli olma ihtimali, bu gezegenlerin bir ekosistem geliştirme olasılığı, bu ekosistemden canlı hayatın başlaması ihtimali, başlayan hayatın akıllı yaşama evrilmesi şansı, bunların yıldızlararası iletişim araçları geliştirebilme olasılığı ve bu uygarlıkların iletişim kuruncaya dek hayatta kalması ve iletişim kurma çabasını sürdürmesi gereken süre gibi çılgın değişkenler kullanılıyor. ve öyle sanıyorum ki her bir değişkenle ilgili bir tahminde bulunabilmek için ayrı ayrı bambaşka denklemlere ihtiyacımız var.

Tüm kalbinizle sevdiğiniz ve sizi gerçekten seven birini bulmak da Dr. Drake’in formülasyonuna göre galakside bizimkinden başka uygarlık bulup iletişime geçmekten farksızdır kanımca.

Hatta yanlış hatırlamıyorsam, vaktiyle İngiliz bir çocuk, Drake Denklemi’ni kullanarak “neden kız arkadaşım yok” konulu bir çalışma yapmıştı da tüm İngiltere’de karşılıklı bir aşka konu olabilecek, kendisine uygun sadece 26 kadın olduğunu hesaplamıştı. O 26 kadınla karşılaşmak için nasıl bir olasılık hesabı yapılması gerektiği ise bambaşka bir çalışmanın konusu.

Okuduğum bir başka yazar da sevdiğimiz ve bizi seven insanlarla bir araya gelme ihtimalimizi, Aydınlanma Çağı’nın kendini beğenmiş bilim adamları tarafından geliştirilen sevimli binomial çan eğrisinin değil, belirsizliğin ve nadir olayların çağı olan 19. yüzyılda yaşayan Simeon Denis Poisson’un hesaplayabileceğini söylüyordu. Neden? Çünkü çan eğrisi neler bekleyebileceğimize dair olasılıkları ortaya koyarken, Poisson dağılımı, umduğumuz ya da korktuğumuz şeylerin belli bir zaman dilimi içinde kaç kez başımıza gelebileceğini hesaplar ve çan eğrisine göre çok daha dar ve dik bir eğrisi vardır.

Buna göre, bir Prusya süvarisinin, hizmet süresi boyunca, at tepmesi sonucu ölme ihtimali ile yetişkin hayatımız süresince karşılıklı aşkı bulma olasılığımızı aynı kefeye koymuş oluyoruz ama olsun, ana fikir değişmiyor: Tüm kalbinizle sevdiğiniz ve sizi aynı şekilde seven birini bulmanız demek, binlerce ihtimalin sıraya dizilip hiçbirinin bir diğerinin ayağına basmaması demektir. Kıymetini bilmek lazım.

Yorumlar

Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yükleniyor …

Yükleniyor …

0

Ne düşünüyorsun?

Deniz Demir tarafından yazılmıştır.

ankara doğumlu.
okumayı mizah dergilerinden öğrendi; melankolisi annesinden miras.
ilk aşkı atilla atalay’dır.
savaş muhabiri olayım diye odtü’de uluslararası ilişkiler okudu, onun yerine finans sektörünün beyaz yakalı kölelerinden oldu.
eline bir maşa almışsa iki ucunu mutlaka şık şık birbirine çarpar.
bir hesap makinesini, clear tuşuna hunharca arka arkaya basmadan kullanmaya başlamaz.
çocukça bir şey yapmadan önce mutlaka "ben yetişkin bir insanım, canım ne isterse onu yaparım" der.
düşerse ve yüzü betona çarparsa hiç tereddüt etmeden “ah!” diye bağırır.
ilk editörü “bunu insan okuyacak vicdansız!” şeklinde serzeniştiğinden beri kısa cümleler kurmaya çalışıyor.
hala.

Yepyeni bir soluk! KARA

Süreğen yeniliğin sonsuz tekrarı: Tarih